0

Yakup’un Yumruğu

28. gece, “Avucunu sık,” demişti Yakup. “Sıkı sıkıya… O kadar sağlam, o kadar kuvvetli sık ki yumruğun küçülsün, küçülsün, neredeyse görünmez olsun.” Dirsekleri masaya dayalı, sol eliyle sağ yumruğunu avuçlamış, tüm gücüyle bastırıyordu. Hayri ile Tahir lafı nereye getireceğini kestirmeye çalışıyorlardı. “Bu yumruğun bir iğne başı kadar ufaldığını hayal edin. Ediyor musunuz?”

“Kemiklerimiz olmasaydı hayal edebilirdik,” dedi Tahir.

“Dalgayı bırak,” dedi Yakup. “Bu kadar ufalmış… Ufalmış değil sıkıştırılmış bir yumruğun ne kadar kuvvetli olabilece- ğini tahayyül edebiliyor musunuz? Bütün yumruğun kuvvetini bir iğne başında topladığını hayal et. İşte bu yumruk gibi olacağız, anladınız mı?”

“Ha,” dediler ikisi birden. Biraz daha düşünüp uzun bir “ha,” daha çektiler.

“O zaman kendimize Muşta diyelim,” dedi Tahir gülerek.

“Anlaya anlaya bunu mu anladın, puşt herif,” dedi Yakup. Sıkmaktan uyuşan sağ elini havada salladı.

Sayfa 139-140

Ses: Karahan Kadırman

kuzgun

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir